İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından geleneksel hale dönüşen Sanayi Kongresi, 9. kez Türkiye’nin önemli sanayi kuruluşlarını bir araya getirdi. İstanbul Sanayi Odası (İSO)’nun ev sahipliğinde gerçekleşen kongrede konuşan Başkan Tanıl Küçük, Türkiye’nin 2010’u yüzde 7-8 civarında bir büyüme ile kapatacağı söyledi. Küçük, “Sanırım bu da Avrupa’daki en yüksek büyüme oranı olacak. 2008 ve 2009’a göre daha rahat nefes alacağız” dedi.
9. Sanayi Kongresi ve İnovasyon Sergisi’nin açılışı Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve İSO Başkanı Tanıl Küçük tarafından yapıldı. Organizasyonun açılışında konuşan İSO Başkanı Küçük, ekonomideki olumlu havaya dikkat çekti ve 2008’de başlayan ekonomik krizin piyasalarda kalıcı etkiler bıraktığını hatırlattığı konuşmasında, bugün Avrupa ülkelerinin hâlâ aşırı borçlanma ve yüksek kamu açıkları ile karşı karşıya olduğuna vurgu yaptı.
Türkiye ekonomisinin özellikle 2009 yılında yüzde 4,7’lik bir küçülme yaşadığını hatırlatan İSO Başkanı Küçük, 2010’da ise hem kayıpların telafi edildiğini hem de artı bir büyümeye geçildiğini vurguladı. Bu artışın önemli bir gelişme olduğunu belirten Küçük, dünya ekonomilerinde kriz dönemine nispeten taşların yerine oturduğunu söyledi. İSO Başkanı, Türkiye’nin krizden çıkış sürecinde dikkat çekici bir başarı gösterdiğini belirterek, ülke ekonomisinin 2010 yılını yüzde 7-8 civarında bir büyüme ile kapatacağını öngörerek, bu oranın da Avrupa ülkeleri arasındaki en yüksek büyüme oranı olduğuna dikkat çekti. Küçük, “Esasen 2010’da tüm dünya ekonomisi için büyüme öngörülüyor. Bu büyüme rakamları olumlu olsa da 2008-2009’daki fırtınaya kıyasla daha rahat nefes alınacak gibi. Şu aşamada küresel ekonomilerde belirsizlikler henüz sona ermiş değil. Ve bu olumsuzluk uzun bir süre sona erecek gibi de görünmüyor.” ifadelerini kullandı.
Krizi tedavi için uygulanan politikaların bazı yan etkiler doğurabileceğini de kaydeden Tanıl Küçük “Tüm bunlar, küresel ekonominin gündemine, kur savaşları, yüksek enflasyon ve korumacı politikalara dönüş gibi başlıkları taşıyor. Diğer taraftan, işsizlik ve istihdam, tüm ülkeler için kalıcı ve baş edilmesi giderek zorlaşan bir sorun haline geliyor. Yakın tarihe baktığımızda, güç kayması, yüksek işsizlik ve korumacılık dönemlerine savaşların eşlik ettiğini görüyoruz. Evet, ne yazık ki böyle bir risk de söz konusu. Ama insanlığın eriştiği olgunluğun, demokrasinin sağladığı kazanımların, bu dönemeci daha barışçı bir şekilde atlatmamıza imkân tanıyacağını ümit ediyoruz.” dedi.
Türkiye’nin bölgesine ve çevre ülkelere yönelik olarak izlediği aktif dış politika ve yüksek ekonomik potansiyeli ile tüm dünyada dikkat çektiğinin altını çizen İSO Başkanı Küçük, bu adımın Türk özel sektörünün çevre ülkelerle ticaret ve işbirliğine önemli bir katkı sağlayacağını dile getirdi. Küçük, ayrıca Türk sanayisinin ve ekonomisinin krizde göstermiş olduğu yönetimin de övgüye değer olduğuna dikkat çekti.
Nihat Ergün: KAMUDA YERLİ MALI TERCİH EDİLECEK
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün de kamu alımlarında yerli malı tercih edilmesi için gerekirse yeni yasal düzenlemeler yapacaklarını belirtti. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 63. maddesinin ‘kamu alımlarında bütün yerli istekliler lehine yüzde 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanmasına’ imkân verdiğini kaydeden Ergün, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da imzasıyla yayımlanan ‘yerli ürünlerin kullanılmasına’ yönelik Başbakanlık genelgesinde de bu hususa yer verildiğini hatırlattı. Kamu kurumlarında yerli malı kullanılmasına bakanlıkların da büyük önem verdiğini söyleyen Bakan Ergün, “Öyle kötü örnekler görüyoruz ki; en güzel iş makinaları, kendi belediyesi sınırları içerisinde üretildiği halde makinalardan almayan belediyelerimiz var. Otobüslerden toplu taşımada satın almayan belediyelerimiz var, yakışıyor mu? Başkasına kabahat bulmamıza gerek var mı?” diyerek tepki gösterdi. Ergün, ayrıca Bakanlar Kurulu’nda sunumu yapılan ‘Sanayi Strateji Belgesi’nin tüm bakanlar tarafından imzalandığını dile getirerek, “Belgeyi Başbakan’ın imzasından sonra Yüksek Planlama Kurulu belgesi olarak kamuoyuna açıklayacağız.” ifadelerini kullandı.
Rifat Hisarcıklıoğlu: BAŞARIRSAK ÇOK BÜYÜK BİR ÖDÜL BİZİ BEKLİYOR
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise yaptığı konuşmasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte Türkiye’de bir ‘ilk’i hayata geçirdiklerini, ‘Beceri-2010’ adını verdikleri proje ile piyasa ihtiyaçlarına uygun mesleki eğitimlerin hazırlanmasına başladıklarını, yeni yapılanma çerçevesinde her yıl yaklaşık 200 bin kişiye piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikler kazandırılacağını, böylece 5 yılda bir milyon kişinin özel sektörde iş sahibi olacağını anlattı.
Dünya ekonomisinde yeni normların tanımlanacağı, yeni rekabet haritasının belirleneceği bu dönemde Türkiye’nin de küresel yarışta yeniden hızlanması gerektiğini belirten Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin, küresel krizi geride bırakan 14 ülkeden biri olduğunu, ancak 12. sırada yer aldığını, 11 ülkenin Türkiye’den daha iyi performans gösterdiğini de hatırlattı. Hisarcıklıoğlu; “Küresel yarışta öne çıkmanın tek yolu, reformları hızlandırmak, rakiplerimizden daha iddialı dönüşüm projelerini ortaya koymaktır. Bugün geldiğimiz noktada önümüzdeki mesele sanayimizin ve ihracatımızın yapısını daha yüksek teknolojili ve katma değerli bir yapıya dönüştürmek, hizmetler sektörümüzü daha modern, daha verimli hale getirmektir. Eğer bunu başarırsak çok büyük bir ödül bizi bekliyor” sözleriyle konuşmasını sürdürdü. Hisarcıklıoğlu Almanya’yı örnek model olarak göstererek, “İddialı bir reform gündemiyle ve etkin bir sanayi stratejisiyle, ülkemizdeki iş yapma ortamının kalitesini, örneğin Almanya’daki iş ortamının kalitesine getirirsek, işgücü verimliliğini Almanya’dakine benzer bir düzeye çıkartabilirsek, Türkiye’nin milli geliri tam 3 kat artar. Yani bugünkünden 3 kat daha fazla kazancımız olur, 3 kat zenginleşiriz. Bu da Türkiye’yi, dünyanın 8. büyük ekonomisi haline getirir.” dedi.
Tüm kongre haberleri için -tıklayın-
Son dakika haberleri için -tıklayın-