23 Mayıs 2012 Çarşamba
Pazarlama
Başarının anahtarı kendinizi iyi tanımaktan geçer
Hayatta başarının da başarısızlığın da bizim kendi eserimiz olduğunu söyleyen Stratejik Eğitim ve Danışmanlık’tan Uzman Eğitmen & Kıdemli Danışman Ahmet Levent Öner bu ayki yazısında, neden daha da başarılı ve böylece daha da mutlu, dingin ve kendimizden hoşnut olamıyoruz?” sorusunun yanıtını arıyor.



Ahmet Levent Öner
Uzman Eğitmen & Kıdemli Danışman
Stratejik Eğitim ve Danışmanlık

Ne aradığını bilmek, kendini bilmek ne denli önemlidir değil mi? Kendimizi tanımaya, bilmeye ne kadar vakit harcıyoruz? Hayatta başarı dediğimiz şey; istediğimiz hedeflere ulaşabilmek, amaçlarımıza erişmek; dahası bunu zamanında ve en az kaynak kullanarak gerçekleştirmek olduğuna göre, bizler neleri eksik yapıyoruz da; hep bir şeylere, birilerine ve dış mihraklara fatura kesip duruyoruz. Mutsuzluğumuzun, hedeflere ulaşamamış olmamızın nedeni; çoğu zaman bizim dışımızdaki bir şeyler oluyor... Böylece kendimizi ‘kurtardığımızı’ sanıyor ve avunuyoruz...

Eğer kendimizi tanımaya gayret etmişsek, başarılı olmakla birlikte mutluluğu, dinginliği, kendimizden de ‘gerçek anlamda’ hoşnut olmayı sağlamışızdır. Her insan sorulduğunda; “Başarılı olmak istiyorum.” der. “Hayattaki hedeflerin neler?” sorusuna ise, doyurucu ve tam cevap verense bir o kadar azdır.

“İş ve özel hayatınızda hedeflerinize ulaşmanızı engelleyen şeyler var mı?” veya “Nelerdir?” sorularına ise, gerçekten de sadece yüzde beş insan “Ben kendimi hedeflerime ulaşmayı engelliyorum” cevabını verebilmektedir. Yüzde doksan beş ise; ne demekse, ‘zamana’ fatura kesmekte veya ailesine, eşine, patronuna, elemanlarına, çocuklarına, piyasaya(?) ve hatta müşterilerine suç atmakta, bunları ‘günah keçisi’ olarak görmekte, böylece hata ve günah işlemektedirler.

Evet hayatta başarı da başarısızlık da bizim kendi eserimizdir. Stratejik Eğitim ve Danışmanlık’tan Uzman Eğitmen & Kıdemli Danışman Ahmet Levent Öner bu ayki yazısında, neden daha da başarılı ve böylece daha da mutlu, dingin ve kendimizden hoşnut olamıyoruz?” sorusunun yanıtını arıyor:

Hedef ve amaç denen kavramlar biri diğeri ile ilintilidir. Hedefler de amaçlar da bizler için ‘yararlar’ içeren unsurlardır ve kendimiz başta olmak üzere, çevremizi tanımamızla bağlı olarak, bize hizmet edebilirler. Seçilmiş hedeflerimiz yani ‘amaçlarımız’; hatta net tek bir ‘amacımız’ yoksa ya da; bu amaç ‘baş koymadığımız bir durumsa’ mutlu olmayı boşuna bekler dururuz…

Dil birliği yapabilmek ve daha iyi anlatabilmek için bazı kavramları açmaya çalışarak işe başlamak istiyorum:

• Yarar ya da ‘fayda’ denen şey, insan ile ilgili bir kavram olup, her birimizin elde ettiğinde hoşnut kalabileceğimiz durumları içerir. Yarar, bir ihtiyacı karşılayarak, bu ihtiyacı karşılanmış kişide, önceye göre daha iyi bir durum ve pozitif bir ‘tatmin duygusu’ yaratan her şeydir. Açlığımızı doyurmak, para kaybetmemek ve para kazanmak, konforlu bir ortamda bulunmak, sayılıp, sevilmek, güvenilmek, diğer insanlara güvenebilmek gibi pek çok şey fayda dediğimiz minik hedeflerimizdir. Her birimiz bunları ister ve edinince de mutlu oluruz değil mi?

• Amaç ise, biraz daha farklı olarak, daha fazla yoğunlaştığımız bir faydayı ifade eder. Vizyon ve misyon denen şey ‘bunlara gerçekten sahip olan’ insanlara başarı getirir.

Amaçları belirsiz insanlar, güne ve duruma göre, doğal olarak birbirinden farklı yararlar ve hedefler peşinde koşup durular. Bu dağınıklık hayatta mutsuzluğu, doğrudan zaman kaybını ve bir işi yaparken başka bir şeyi yapmayı, bir şeye
yoğunlaşmaya çalışırken, başka şeylerle bölünmeyi ve benim deyişimle, adeta ‘Astral seyahat yaparak başarı kaybını’ getirebilir. Böyle insanların, çelişkileri,
sıkıntıları artabilir ve çevredeki hemen her şey suçlanmaya başlayabilirler.

BAŞARI İÇİN, VİZYON VE MİSYONUMUZ OLMALI
“Hayattaki amacım ne? Ne yapmak ve Ne olmak istiyorum? Neden bunu istiyorum?” sorularını sormamışsak, vizyon ve misyonumuz olamaz ve
yoktur. Vizyon ve misyonu olmayan, amaçları belirsiz insanlar, isteksizlik ve motivasyon kaybı ile yüzleşirler. Bu durumdaysak, sadece günü kurtarabiliriz ve bazen, biri diğeri ile çelişebilen yararlar peşinde düşe kalka koşarken, çok
yorulabiliriz. Başarı için, vizyon ve misyonumuz olmalı, bunun için tekrar düşünmeliyiz. Hayat ve iş amacımız varsa bunlara hizmet edecek, yani;
doğrudan bize hizmet edecek daha kısa vadeli hedeflerimiz; ‘amaçlarımıza gitmek için adım taşlarımız’ da olabilecektir.

Amacımız da amaçlarımıza ulaşmak için çıktığımız yoldaki adım taşlarımız da; şu dört unsuru içerirse bu taşlara basarak yol alabiliriz. Nedir bunlar?

1- Amaçlarımızı düşünürken, bize olan yararlarını, neden bizi tatmin edeceğini?
Baştan çok iyi düşünmeli ve bizi mutlu edecek resmi, çok iyi görebilmeliyiz. Amaç için çalışmalarımızı geri dönüp sorgulamamalıyız.

2- Bırakın sorgulamayı, çoğu insan amaca ulaşmak için yaptığı çalışmaları birer külfet gibi görüp, ‘kendilerine acıma partileri’ düzenlemektedirler. Sadece bu durum bile, amaca ulaşmayı engelleyebilmektedir.

3- Amaçlarımız da hedeflerimiz de mutlaka paylaşılmalıdır. Paylaşılan amaçlar bize güç verir ve çevremizdekilerin katkılarını artırır. Katkıları belki artırmasa da, bizi engellemelerini azaltır.

4- Amaç ve önemli hedeflerinizi mutlaka yazarak, sık, sık okumanızı da tavsiye ederim. Bu dört önemli unsur dikkate alınmalıdır.

Bunlar dışında, hedefler için gereken özelliklerden beşini hepimiz biliriz ama bunun ‘iş yaşamı’ için daha fazla sayıda olması gerekiyor:

1 – Hedefiniz amacınızla uyumlu olmalı.
2 – Hedefiniz diğer kısa vadeli hedeflerinizle de uyumlu olmalı.
3 – Hedefleriniz mutlaka kısa, açık ve net, anlaşılır olmalı.
4 – Hedefleriniz mutlaka zamanı içermeli.
5 – Hedefleriniz mutlaka ölçülebilir olmalı.
6 – Hedefleriniz motive edici ve biraz zor olmalı.
7 – Hedefleriniz, fazlaca uçuk da olmamalı, makul olmalı.
8 – Hedefleriniz ilgililerce beraberce tartışılıp oluşturulmalı.
9 – Hedefleriniz de yine yazılı olmalı ve ‘zaman zaman okunmalı’ ki takip edebilin, takip edilebilsin.

Bunları yapsak da (ki; maalesef çoğu zaman yapmıyoruz ) ‘zurnanın zırt’ dediği ve başarının ya da mutlu olmanın elde edilemediği durumlar yok mudur? Vardır elbet. İşte o durumlar kendimizi tanımamak, hatalı değerlendirmek, çevremizdekiler tarafından ‘dolduruşa gelmek’ gibi başlıklarda toplanabilir. Kısaca işin aslı yine kendimizi tanımamak, ne istediğimizi, ne olduğumuzu iyi bilmemek olabileceği gibi, amaç ve hedefler için gereken aksiyon planını yapamamak, bu planda gereken hazırlıkları ‘bilgi ve becerileri’ tamamlayamamış olmak da gündeme oturur. Bizi etkin kılan şey motivasyon ile başlasa da, sadece istek ve motivasyon bazen çalışmaz. Anlık ve günlük tembelliklerimiz, hedeflere varmamızda gecikmelere neden olabilir. Bilgi ve beceri eksiğimizi tamamlamaz ve kendimizi ‘olduk sanırsak’ yine çevreye ve insanlara ‘bahane bulmaya’ başlayabiliriz.

Geçmişle, başkalarıyla ve hele hele genel bazı ‘günah keçileri’ ile ilgilenmeyin. İleriye bakarak, ne olduğunuzu, ne istediğinizi, neleri sevip, neleri sevmediğinizi defalarca düşünün. Kimsenin dolduruşuna da gelmeyin. Modalar, alışkanlıklar ve korkular hepimizi engelleyebilir. Yapmanız gereken sürekli bilgi ve beceri geliştirerek, yaşam amaçlarımıza ulaşmak, bunu başarabilmek için de, amaç ve hedefler konusundaki inceliklere dikkat etmektir.

Tüm pazarlama haberleri için -tıklayın-

Son dakika haberleri için -tıklayın-




ÇOK OKUNAN 3 HABER
  • YORUMLAR
      Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
    1 2 3 4
    Anketler
    Kurumsal
    E-Bülten Üyeliği
    Ad Soyad :
    Email :
    Firma Adı :
    » Emekli Maaşları » Memur Maaşları » Cam Balkon » Memur
    » Milli Piyango » Süper Loto » Şans Topu » Sayısal Loto
    » E-Okul » Haber » Recep İvedik 3 » Prenses ve Kurbağa
    » Morganlar Nerede? » Ejder Kapanı » Avatar » Sinema
    » Adanalı » Sakarya Fırat » Canım Ailem » Hanımın Çiftliği
    » Aşk-ı Memnu » Ezel » Kurtlar Vadisi Pusu » Dizi
    » Eskişehirspor » Antalyaspor » Gençlerbirliği » Gaziantepspor
    » Bursaspor » Ankaragücü » Trabzonspor » Spor