

Ahmet Levent Öner
Uzman Eğitmen & Kıdemli Danışman
Stratejik Eğitim ve Danışmanlık
Bir şikâyeti ifade eden bu soruyu sizlerin de çok duyduğunuzu düşünüyorum…
İşverenlerin ‘gençlerin sadece yükselmek ve yüksek ücretle, en iyi olanaklara bir an önce sahip olmak isterlerken ellerinden doyurucu ve yüksek kaliteli iş gelmemesine’ ilişkin şikâyetleri ile gençlerin de; ‘İşverenlerin tutucu, para vermek istemeyen, sadece kötüleyen ve hata bulan, ne yapacaklarını, hatta ne istediklerini kendilerinin dahi pek bilmediklerine’ dair şikâyetleri azalsın diye yapılması gerekenleri Stratejik Eğitim ve Danışmanlık firmasından Uzman Eğitmen & Kıdemli Danışman Ahmet Levent Öner açıklıyor...
Ben de iş yaşamına atıldığımdan bu güne kadar, benzer serzenişleri hep duydum. Dostlarımdan bir tanesi kısa bir süre önce, “Bu yaştan sonra istiyorum ki gelen her yeni eleman benden yönetme koçluğu almadan ve bu konuda ihtiyaç da duymadan bu işleri tek başına yapsın sonuçlar da mükemmel olsun.
Nerde öyle çalışan, gençler? Gençler artık yol gösterilsin de istemiyor tek istekleri çalışmadan para kapmak.” serzenişinde bulundu.
İşte bu açık ifade üzerine eski dostumun darılmayacağına inanarak söylüyorum; bence ‘bir hatanın açıkça ifade ediliyor olması’ nedeniyle, bu konudaki fikir, görüş ve deneyimlerimi değerli okurlarım ile paylaşmak istedim.
Önce benim de yıllarca işveren olarak yüzlerce insan çalıştırdığımı, bir kez daha değerli dikkatlerinize sunarak, şunu ifade edeyim ki; Ben de bu fikirlere kapılmış ve defalarca yeise düşmüştüm. Sonra, günün birinde işlerin öyle, benim gönlüme göre olmadığını, olamayacağını anladım ve adeta hidayete erdim…
Gençlerin daha istekli, daha sabırsız ve adeta ‘Dunning Kruger Sendromu’ gösteren varlıklar olması çok doğal ve evrensel bir durumdur. Bu durumun sadece istisnaları olabiliyor o kadar…Yaygın olansa; gençlerin iş hayatında çabuk yükselmek isteyen, hatta doğrudan ‘Genel Müdür’ olmaya yeltenen, paraya ve diğer tüm olanaklara derhal sahip olmaya talip insanlar olduklarıdır.
Bunun nedenlerini birkaç madde halinde şöyle özetleyebilirim:
• Büyük bir çoğunluğumuz gençken, orta yaşlara ve ileri yaşlara göre daha enerjik, adeta ‘dağları devirecek ve delecek’ güçte değil miydik?
• Büyük bir çoğunluğumuz gençken daha fazla yemek isteyen, daha zor doyan midesi adeta ‘taş yese hazmeden’ kişilerden değil miydik?
• Büyük bir çoğunluğumuz gençken, yuva kurmaya, evlenmeye hazır, kendini bir an önce ‘ispat etmeye’ hevesli ve bunları karşılayabilmek için; adeta ‘hangi iş olsa gelsin, yaparım!’ ruh hali içerisinde değil miydik?
• Büyük bir çoğunluğumuzun daha fazla sayıda ve yeterince tatmin olmamış ihtiyaçları ve buna karşın daha az ‘tatmin duygusu’ yok muydu?
• Büyük bir çoğunluğumuz okuldan yeni çıkmış ve ‘taze teorik bilgi’ ile donanmış kendimizi adeta ‘Allame-i kül’ ve buna karşın, ne yazık ki; diğerlerini bilgisiz, yetersiz, sürekli hata yapan kişiler gibi görmez mi idik?
• Büyük bir çoğunluğumuz, belki birkaç küçük deneme ve ‘stajlar’ hariç, iş yaşamını ne kadar tanıyorduk?
• Kaçımızın, bir ‘vizyonu’ vardı ve insanlığa yardım ve katkıda bulunmak üzere bir ‘misyon’ yüklenmeye yönelmiştik?
• Ve kaçımız, büyükleri (bunun içinde elbette ebeveynlerimiz, hocalarımız ve diğer aile büyüklerimiz vardır) tarafından, gerçek anlamda ve ‘sabırla’ yönlendirilmiş, kendimizi, insanı ve ‘iş hayatını’ tanımak üzere, gene sabırla ve ‘liderce’ hayata hazırlanmıştı?
Bu sorulardan türetebileceğimiz ve şu anda aklıma gelmeyen pek çok neden, bizi gençken daha sabırsız, daha istekli ve ne yazık ki; pek çok konuda da ‘Kifayetsiz Muhteris’ bir yapıya sokmamış mıydı?
Geçmiş kolayca unutulur. Özel olarak da yapmış olduğumuz hatalar, yanlışlıklar ve hamlıklar unutulur ve bizler sanki ‘Sütten çıkma ak kaşıkmışız’ gibi, kendi yaptığımız ‘benzer’ hataları dikkate almaksızın, gençleri yaftalama durumuna düşebiliriz. Oysa ‘devran dönmekte’ ve benzer olaylar, minik farklılıklar göstererek, tarih boyunca tekrar, tekrar yaşanmaktadır…
Tespit buysa, neler olmalı, ne yapmalı ki; bu şikâyetler olmasın, gençler de daha hızlı bir şekilde gönüllerince yükselebilsinler, daha da verimli ve kaliteli sonuçlar üretebilsinler?
Bizler her birimiz; gerek patron (iş sahibi) gerek yönetici olalım, ‘işveren’ olarak elemanlarımızın, en iyi sonuçları, sürekli ve en kaliteli şekilde, kabilse en hızlı biçimde üretmelerini isteriz. Üstelik de bu verimi ve kaliteli sonuçları, elbette çevreleri ve bizimle ‘iyi ilişkiler’ kurarak sürdürmelerini bekleriz… Bekleriz de, beklemek işin gönlümüze göre olması için hiç de yeterli değildir.
Bu durumda; işverenlerin ‘gençlerin sadece yükselmek ve yüksek ücretle, en iyi olanaklara bir an önce sahip olmak isterlerken ellerinden doyurucu ve yüksek kaliteli iş gelmemesine’ ilişkin şikâyetleri ile gençlerin de; ‘İşverenlerin tutucu, para vermek istemeyen, sadece kötüleyen ve hata bulan, ne yapacaklarını, hatta ne istediklerini kendilerinin dahi pek bilmediklerine’ dair şikâyetleri azalsın ve yok mertebesine düşsün diye yapılması gerekenleri oldukça net olarak aşağıda hatırlatacağım:
YÖNETİCİ ve İŞVEREN OLARAK DİKKAT EDECEKLERİNİZ
1- Uygun eleman seçiniz. Bunu F.W.Taylor ve çağdaşları yüz yıl önce söylemişlerdi. Tanımlamış olduğunuz işin gereklerini yerine getirebilecek en uygun elemanı seçiniz. İşinizin gerektirdiğinden fazla nitelik de, gerekenden yetersiz nitelik de şikâyetleri karşılıklı olarak artırmaktadır.
2- İyi teorik bilginin işletmenizdeki ‘söz konusu işi’ yapmak için, yeterli olmayacağını ve olmadığını görünüz. Kaldı ki; bu konularda (teorik ve aktarılabilir bilgi konusunda) bile ‘bilgi denetimi’ ve sınav yapılmadan eleman almayınız.
3- Oryantasyonu, ‘detaylı, doyurucu ve uzun süreli olmak üzere’ yapınız.
4- Elemanlarınıza özel olarak da elemanlarınız yeniyken, ‘onların ben hallederim demelerine bakmadan’ mutlaka yakın destek veriniz, takip ve kontrol ediniz. Tabii sizler de, “Al bu işi sen halledersin” demeyiniz ve işin gerektirdiği incelikleri, hedefe ulaşmanın püf noktalarını onlara aktarıp, yanlarında olunuz.
5- Olayınızdan, işinizden ve işinizin güncelliğinden sakın kopmayınız. İyi yöneticiler, işi yaptıranlardır. Ancak, kendisine direkt bağlı astlarından her birinin yokluğu halinde, o işi o ast kadar iyi yapabilecek bilgi, beceri ve güncellikte olmalıdırlar.
6- Her yöneticinin en önemli görevinin astları (Takım arkadaşları) olduğunu biliniz. Elemanlarına vakit ayıramayan hatta bu vakti vermekten, ‘özenle kaçınan’ yöneticiler, ne hikmetse; astlarından en çok şikâyet eden yöneticiler olmaktadır.
7- Elemanlarınız kıdem alsalar da onlarla ilişkiyi, iletişimi ve iş konusundaki sürekli istişareyi kesmeyiniz. Liderlik becerilerinizi geliştirerek, hem destekleyici hem de takip ve kontrol esasına dayanan görev davranışlarını, her bir olay için farklı ağırlıkta ve ‘yerinde’ kullanmayı öğrenerek, lütfen sürekli olarak geliştiriniz. Liderlik ve koçluk etmek konuları ‘yönetici’ olmanın kaçınılmazıdır.
8- En son olarak da; sizin bilmediğiniz hatta sizin yapamayacağınız bir iş, astınız tarafından iyi yapılmamışsa, sorumlusunun maalesef kendiniz olduğunu unutmayınız. Astınız, hevesli ve hatta aşırı ‘öz güvenli’ olsa da; öğretilmeyen,
daha önce astınız tarafından aynısı bizzat yapılmamış veya astınız tarafından istenilmeyen her yeni iş hatalı sonuç verebilir. Böyle bir durumda asla, asla uyarı yapmayınız. Uyarı yapmak için sebepleriniz olsa da; takdir etmeyi bilmiyor veya takdiri esirgiyorsanız, uyarı yapmaya da hakkınız olmadığını biliniz.
9- Yöneticilik ve liderlik eğitimleri alınız. Dahası bunları mutlaka uygulayınız. Kendiniz dahil, hiç bir yöneticiyi her bir kademe ve işte ustalaştırıp, kademe, kademe, hazmederek ve hazmettirerek yükseltiniz. Liderlik ve koçluk yetenekleri kazanmamış ve bu yetenekleri geliştirmemiş kişileri, insanların başına ‘şu veya bu sıfat’ ile koymayınız. İnsan yönetimi işletmeler için en stratejik konu olduğu halde; en zor kazanılan becerilerden oluşurlar…
HEVESLİ VE ‘ÇABUK YÜKSELMEK İSTEYEN’ GENÇLER OLARAK DİKKAT EDECEKLERİNİZ
1- İş ararken ve bir işi üstlenirken, “Bu görevi yapabilmem için, bu hedefe ulaşabilmem için, nelere ihtiyacım var?” diye sorunuz. Teorik bilginiz, iş yaşamında size yeterli kolaylığı ve başarılı sonuçları sağlamayabilir. Bilmek ve yapabilmenin farkını görünüz.
2- Yukarıdaki önerimi yaşama geçirecek olan beceri geliştirmeye özel önem ve ‘özen’ gösteriniz. İletişim becerilerinizi, el ve kafa becerilerinizi sürekli geliştiriniz.
3- İşvereninizden uzun süreli ve her aşaması ‘sınavlı’ oryantasyon talep ediniz. Oryantasyondan ve öğrenmekten asla sıkılmayınız.
4- Hiçbir işi kolay ve basit görmeyiniz. Özellikle de; ‘benzer bir işi yapmış olsanız’ bile, bu duruma dikkat ediniz. Küçük farklılıklar ve prosedürdeki ayrıntılar, daha önce başarıyla yaptığınız bir işte, sizi başarısız kılabilir…
5- Sizler de çalışanlar olarak, sürekli güncel kalınız. İşinizdeki gelişmeleri ve incelikleri, zaman, zaman lideriniz ile paylaşınız.
6- Yöneticinizle görüşmek için, ısrarlı olunuz. İş konusundaki ihtiyaçlarınız ve eksikliklerinizi tamamlamak ya da, tamamlatmak için, yöneticinizle her türlü iletişim kurmayı deneyiniz. En iyi iletişi tarzı da yüz yüze olandır.
7- “Eski elemanım, öğrendim. Yapmam lâzım” gibi duygular ile kendinizi ‘boş yere’ doldurmayınız. Çıkan ve aşmayı beceremediğiniz sorunlarda, danışınız, sorunuz, öğreniniz. Hata ve eksikleri, asla ve asla gizleyip, örtmeyiniz.
8- Yöneticinizi / Lideriniz konumunda olan kişiyi, şu veya bu nedenle ‘küçük’ görmeyiniz. Önerileriniz dinlenmemişse, tekrar, tekrar öneriniz. Önerinizi daha da yapıcı ve gerek işletmeye, gerek yöneticinize olacak ‘net faydaları’ ile yazılı olarak öneriniz. İçinizde ‘kirli atık’ yani; kötü hisler beslemeyiniz. Hislerinizi yöneticiniz ile açıkça paylaşınız. Başkaları ile paylaşılan hisler ‘dedikodu yapmaktır’ bu gerçeği de unutmayınız.
9- Tüm bu yazdıklarımı yapabilmek ve daha etkili bir yaşam sahibi olmak için, ‘kendi kendinize’ liderlik etmeyi öğreniniz. Bahaneci ve tepkisel olmayınız, proaktif olunuz. Yaşama cevap veriniz, tepki değil…Gelişen ve sabreden kişiler, bilgi ve becerileri sayesinde mutlaka yükselir ve ‘iyi noktalara’ gelirler. Ancak; iş yaşamında beş, altı yıl çok kısa bir süredir. Lütfen bunu da unutmayınız…
Tüm pazarlama haberleri için -tıklayın-
Son dakika haberleri için -tıklayın-
|
||||
| Tüm Yazıları |
|
||||
| Tüm Yazıları |
Açık Öğretim Lisesi 2,5 yılda bitecek
Hurda araçlar trafikten çekiliyor
Açıköğretim Lisesi kredileri düşürülsün istiyorum (imza kampanyası)
| » Emekli Maaşları | » Memur Maaşları | » Cam Balkon | » Memur |
| » Milli Piyango | » Süper Loto | » Şans Topu | » Sayısal Loto |
| » E-Okul | » Haber | » Recep İvedik 3 | » Prenses ve Kurbağa |
| » Morganlar Nerede? | » Ejder Kapanı | » Avatar | » Sinema |
| » Adanalı | » Sakarya Fırat | » Canım Ailem | » Hanımın Çiftliği |
| » Aşk-ı Memnu | » Ezel | » Kurtlar Vadisi Pusu | » Dizi |
| » Eskişehirspor | » Antalyaspor | » Gençlerbirliği | » Gaziantepspor |
| » Bursaspor | » Ankaragücü | » Trabzonspor | » Spor |