Güvenlik sistemi projeleri hazırlanırken ve kurulurken yapılan mühendislik hizmetlerinin göz ardı edildiğini, bunun da ileride yaşanabilecek sorunlara zemin hazırladığını söyleyen Cem Kiziroğlu ile güvenlik sektörünü konuştuk.
Ülkemizde yangın ve diğer güvenlik hizmetleri konusunda bilinç düzeyinin, iletişim kanallarının gelişmesi ve kanuni yükümlülüklerin artmasıyla birlikte yükselen bir grafik çizdiğini söyleyen Zayıf Akım Teknolojileri Ltd.Şti. Genel Müdürü Cem Kiziroğlu, “Örneğin son çıkan yangın yönetmeliği ile binalarda yangın algılama ve söndürme sistemleri ile ilgili alanlarda zorunluluklar getirildi. Bu da özellikle büyük inşaat ve taahhüt firmalarının zaten önem gösterdikleri konularda daha da titiz olmalarını sağladı” dedi. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen güvenlik sistemi projeleri hazırlanırken ve kurulurken yapılan mühendislik hizmetlerinin göz ardı edildiğini vurgulayan Kiziroğlu sorularımızı şöyle yanıtladı.
Cem Bey merhaba, Zayıf Akım Teknolojileri firmasının kuruluş ve gelişiminden bahseder misiniz?
Firmamız faaliyetlerine tam olarak 2007 yılında başlamıştır. Firmanın isminin sürekli kullanılan, her tür yazı ve makalede adı geçen bir kelime olması nedeni ile benim tarafımdan koyulduğunu belirtmeliyim. Akılda kalan ve tanıştığımız firmalarca unutulmayacak bir isim olması isteği de etkili oldu. İsmiyle ve hizmetleriyle özel bir firma olduğumuz da geçen süre zarfında yaptığımız işler ve referanslarımızla ortaya çıkmış durumdadır.
“PAKET TEKLİFLER İLE TÜM GÜVENLİK EKİPMANI İHTİYAÇLARINA CEVAP VERİLİYOR”
Ürün gruplarınız ve hizmetleriniz hakkında detaylı bilgi verir misiniz?
Zayıf Akım Teknolojileri firmasının birinci ana çalışma konusu yangın algılama sistemleridir. Ağırlıklı olarak ‘analog adresli’ ve ‘konvansiyonel’ olmak üzere iki ana başlıkta yangın algılama sistemlerinin kurulmasıdır. Bu konuda sektöründe dünyanın sayılı firmalarından biri olan İngiliz menşeli Apollo ile çalışıyoruz. İkinci grup olarak güvenlik kameraları alanında, birinci proje markamız LG, ikinci proje markamız ise Samsung olmak üzere çalışmalarımız devam ediyor. Piyasa şartları gerektirdiğinde farklı markaları da projelere dahil etmekteyiz. Üçüncü çalışma alanımız ise geçiş kontrol sistemleri. Bu konuda da Kore firması olan IDTECK ürünlerini kullanıyoruz. Ürünlerinin dünyada çok büyük projelerde kullanıldığını belirtmek isterim. Dördüncü branş olarak seslendirme ve acil anons sistemlerini sayabiliriz. Bu tür projelerde İtalyan RCF ve Hong-Kong/Çin firması olan RS Audio’nun ürünlerini kullanmaktayız. Son olarak da hırsız alarm sistemleri, güvenlik bariyerleri, yönlendirme tabelaları, metal detektörleri gibi paket olarak teklif verdiğimiz ve proje kapsamında bulunan her türlü işleri ekleyebiliriz.
“TEKNİK PERSONEL İSTİHDAMI ARTIYOR”
Güvenlik hizmetleri ve bina otomasyonunu bir arada ele alırsak son yıllarda sayıları hızla artan toplu konut, alış-veriş merkezi ve lüks konut yatırımlarının sektörünüze etkilerini değerlendirir misiniz?
Elbette ki bu yatırımların sektöre çok büyük katkıları var. Aynı zamanda bu binalarda oturan, hizmet alan son kullanıcılar için de çok ciddi avantajlar sağlamıştır. Bence sektörümüze en büyük katkısı malzeme akışının hızlanmasıyla farklı kalite ve fiyat özelliklerine sahip ürünlerin pazara girişine olanak sağlamasıdır. Bu durum fiyat rekabeti açısından bazı olumsuzluklar yaratsa da sektörün gelişmesindeki faydaları yadsınamaz. Aynı zamanda bu tür projeler teknik eleman istihdamına da olumlu katkı sağlamıştır. Artık irili ufaklı her firmada teknisyen ve mühendisler çalışıyor.
“BAZI RAKAMLAR GÖRÜYORUZ, AKLA MANTIĞA SIĞMIYOR”
Ülkemizde yangın ve diğer güvenlik hizmetleri konusunda bilinç düzeyini nasıl buluyorsunuz?
Bilinç düzeyi, iletişim kanallarının gelişmesi ve kanuni yükümlülüklerin artmasıyla birlikte yükselen bir grafik çiziyor. Örneğin son çıkan yangın yönetmeliği ile binalarda yangın algılama ve söndürme sistemleri ile ilgili alanlarda zorunluluklar getirildi. Bu da özellikle büyük inşaat ve taahhüt firmalarının zaten önem gösterdikleri konularda daha da titiz olmalarını sağladı. Ancak bu durumda fiyat konusunda çeşitli sıkıntılara yol açmakta, akla ve mantığa aykırı rakamlarla karşılaşılmaktadır. Bizler de bu tür taleplerle karşılaştığımızda bunların olamayacağını nedenleri ile birlikte firmalarımıza anlatmak, hatta ikna etmek zorunda kalmaktayız. Bizi en çok rahatsız eden konu ise sadece fiyat kriterleri nedeniyle, uygun olmayan ürünlerin kullanılarak kalitenin düşmesine göz yumulmasıdır. Bence şartname ve projelerin hazırlanmasından başlayarak tesisatın tamamlanmasına kadar yapılacak düzenlemeler, bu tür sorunların azalarak ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır.
“GAZLI SİSTEMLER, ELEKTRONİK CİHAZLARIN BULUNDUĞU ORTAMLAR İÇİN İDEAL”
Cem Bey gazlı söndürme sistemleri konusunda detaylı bilgi verebilir misiz?
Gazlı söndürme sistemleri ülkemiz için oldukça yeni bir konu. Ancak özellikle bilinçli firmalar ve diğer sistemlerin uygulanmasında sorunlar yaşanan yerler gazlı söndürme sistemlerini tercih etmekte. Bilgi işlem odaları, elektrik ve elektronik cihazların yoğun olarak bulunduğu işyerleri, tarihi ve sanat değeri yüksek eşyaların bulunduğu ortamlar, diğer söndürme malzemelerinin ekipman ve çalışanlara zarar verebileceği alanlarda gazlı söndürme sistemleri tercih edilmektedir. Senaryo gereği elektronik cihazların bulunduğu ortamda bir yangın meydana geldiğini düşünelim. Böyle bir ortamda kimyasal maddeler ya da su ile söndürme sistemlerinin kullanılamayacağı açıktır. Öyleyse yangın algılama sistemi ihbar verdiğinde bu ihbarı değerlendiren yetkililer fiziksel olarak yangına müdahale edecek ve cihazlar zarar görmeden yangını söndürmeye çalışacaktır. Bu da çok ciddi bir zaman kaybına ve telafi edilemeyecek zararlara sebep olabilir. Gazlı söndürme sisteminde ise algılayıcılar ihbar verir vermez otomatik olarak yangına müdahale edilecek ve hem cihazlar hem de ortamdaki insanlar önemli bir zarar görmeyecektir. Tabi hemen şunu söylemeliyim ki bu gazın insan sağlığına önemli bir zararı bulunmamakla birlikte gazlı sistem devreye girdiğinde ortam terk edilmelidir. Bu sistemlerde kullanılan FM-200, yangınla mücadelede kullanımı yasaklanmış olan Halon 1301’e alternatif olarak geliştirilen; temiz, güvenilir, ozon tabakasına zarar vermeyen, çevre dostu bir gazdır.
Geçiş kontrol sistemleri ile ilgili ürün ve hizmetlerinizden de bahseder misiniz?
Firma olarak hem altyapı hem de sistem mühendisliği ve devreye alma konularında komple hizmet verdiğimiz alanlardan biri de geçiş kontrol sistemleri. Proje bazlı olarak kullandığımız ürün Kore menşeli IDTECK markasıdır. Özellikle Adalet Bakanlığı’nın yüzlerce kapısında kullanıldığını bilmekteyiz. Bizim de uygulamasını yaptığımız birçok alan bulunmaktadır. Geçiş kontrol sistemlerindeki en önemli konu, kurulan sistemin esnek bir yapıda olması ve geçiş yapan kişilerin hangi kapıdan, kaçta geçtiği gibi bilgilerin kesin ve yanılgısız olarak sağlıklı bir şekilde kayıt sistemine aktarılmasıdır. Raporların çok açık ve net okunabilmesi, yazılımsal ve grafiksel görüntülerin anlaşılabilir olması da sistem tarafından karşılanabilir olmalıdır. IDTECK ürünleri tüm bu özelliklere sahip olmasının yanında, IP tabanlı sistemlerle de uyumlu çalışabilmesi ile ön plana çıkmaktadır. IDTECK’ i diğer markalardan ayıran en önemli farklılık ise ekipmanlar ve yazılımlar dahil tüm bileşenlerin aynı yerde ve marka altında üretiliyor olmasıdır.
Şu ana kadar daha çok insanların geçiş kontrol sistemlerinden bahsettik. Bunun dışında bir de araçlar için geçiş kontrol sistemlerinin kurulumunu da gerçekleştiriyoruz. Araç ve içinde bulunanların, örneğin bir depo alanına girişinden, içeride geçirdiği süreye, depo içinde nerede bulunduğu gibi bilgilere uzaktan erişim imkanı sağlayan geçiş kontrol sistemleri ürün çeşitlerimiz arasında yer alıyor.
“KİŞİSEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER KORUNMALI”
Son yıllarda onlarca yaşanan örnekler ışığında, güvenlik sistemleri teknolojilerinin nereye doğru gittiğini ve vizyonunun ne olması gerektiğini değerlendirebilir misiniz?
Son zamanlarda çok sık olarak, özellikle gizli başlıklı ürünlerle ilgili teklifler ve taleplerle karşılaşmaktayız. Bu noktadaki temel dayanağımız hak ve özgürlüklerin ihlal edilmemesi, bununla birlikte güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Kişisel hak ve özgürlüklerin dikkate alınmadığı ya da yok sayıldığı hiçbir çalışmada bizim bulunmamız mümkün değildir. Çünkü sektörün içinde olan kişiler olarak bizim bile çekindiğimiz, rahatsız olduğumuz durumlar çokça yaşanmakta. Mesela bir otel ya da tatil köyüne gittiğimde eskiden olduğu kadar rahat edemediğimi söyleyebilirim. Sektörün vizyonunun güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak olarak belirlenmesi gerektiğini, bunun dışındaki alanlarda kontrollü kullanım üzerine kurulması gerektiğini düşünüyorum. Eğer bugünkü şartlarda devam edersek ve teknolojiyi dizginlemezsek çok farklı noktalara gideceğimiz kesin.
“MÜHENDİSLİK HİZMETLERİ ÇOK ÖNEMLİ”
Cem Bey, sizin vurgulamak istediğiniz bir konu var mı?
Bir konuya dikkat çekmek istiyorum. O da, güvenlik sistemleri kurulurken genellikle göz ardı edilen mühendislik hizmetleri. Sektörümüzde çok fazla sayıda firma var ve sayıları da hızla artıyor. Rekabet ortamı çok yoğun olduğu için, projelere fiyat teklifi verilirken, mühendislik hizmetleri bölümü için ayrıca bir bedel istenmiyor ve yokmuş gibi davranılıyor. Halbuki mühendislik hizmetleri zaman ve harcanan para açısından oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bunu göz ardı eden firmalar ise maalesef gelip geçici firmalar oluyor ve ne olduğunu bile anlamadan piyasadan kayboluyorlar. Bunu da bizlere çok fazla sayıda gelen, servis ve bakım taleplerinden anlamak mümkün.
Hizmet ve ürün satın alan kişi ve kurumlara, aldıkları hizmetlerde bu noktayı gözden kaçırmamaları gerektiğini önemle hatırlatmak isterim.
DİĞER RÖPORTAJLAR İÇİN -TIKLAYIN-